RIZA KOCAOĞLU BE MAN MAGAZINE KASIM 2022

 

Her geçen gün başarılarına yenisini katarken aynı zamanda büyüyen ve öğrenmeye devam eden bir isim ile beraberiz; Rıza Kocaoğlu. Uzun yıllardır hayatımızın bir köşesinde daima oyunculuğuyla yer alan, birçok farklı projede kendisini kanıtlamayı başarmış ve oldukça sevilen bir isim. Renkli gözlerinin arkasında yatan duygusallığının yanında net duruşuyla da tavrını koyan biri. Hiç durmayan, her sene gündemdeki en iyi projelerde mutlaka yer almayı başaran ve her birinin de hakkını veren Rıza ile derin bir sohbete daldık. Çekimdeki Rıza’yı da ayrıca çok seveceksiniz.

 

RÖPORTAJ. TUĞÇE ORÇUNUS

FOTOĞRAF  JİYAN KIZILBOĞA

STYLING  BEGÜM PALABIYIK

SAÇ & MAKYAJ  SEVİNÇ GENÇDOĞAN

VİDEO  EYİĞİT GÜVEN

DİJİTAL İÇERİK DİREKTÖRÜ  TUĞÇE ORÇUNUS

DİJİTAL İÇERİK EDİTÖRLERİ  NAYMAN BATIMOR,

KEZBAN BELET, HAMİYET AKTAŞ

 

Çok gerçekçi bir oyunculuk tarafın var Rıza. Seni izlerken insanın o karakterin içine girmemesi mümkün değil. Bu denli başarılı olmanın altındaki güç ne sence?

Öncellikle teşekkür ederim. Ben bunun eğer dediğiniz gibiyse, tercihlerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bu yolculukta dediğiniz gibi bir sonuç görünüyorsa bunun da tercihlerimle ilgili olduğunu düşünüyorum. Onun dışında bahsettiğiniz şeyin sonucu güzel ama oluşması acılarla dolu bir yolculuktan geçiyor da olabilir o yolculuğu bilmek yerine sonucunu izlemek daha keyiflidir sanki.

İzmir’den gelen bir serüvenin var. İstanbul’daki maceran nasıl başladı?

İstanbul’daki yolculuğum başlayalı çok oldu ama bizim mesleğimiz bir yolculuk ve yolda olmak, en güzeli de bu. Gerisiyle ilgilenmemeyi öğrendiğim bir yerindeyim yolun.

Hep aklının bir köşesinde var mıydı oyunculuk? Yoksa biraz da şans mı girdi devreye?

Oyunculukla karşılaşmam benim için şans oldu. Çünkü sistemin dışında oyunculuğu hayal edemeyeceğim bir yerde büyümüştüm. Bir şekilde bunun varlığını görmek benim için mucizeyken aynı zamanda benim için şans da oldu.

Çağan Irmak ‘Bana Şans Dile’ filmi ile başlayan oyunculuk hayatın hemen hemen 21 yıldır aktif bir şekilde devam ediyor. Bu uzun yolculukta seni en en en çok etkileyen hangi yapım oldu?

Hepsi büyük bir resmin bir parçası ve her parça benim öz yaşamsal yaralarımla acılarımla ya da sevinç ve mutluluklarımla dolu.

İçerisinde yer aldığın oldukça yüksek sayıda dizi ve film projesi var. Hepsi de iyi yapımlar. Bu denli güçlü kadrolarda hep yer almış olmanın ve başarıyla üstesinden gelmenin en önemli püf noktası ne sence? Çok çalışmak mı?

Çalışmak, dengeli olmak, aslında her şeyin sebebi işini iyi yapmaya çalışmak.

Herhalde bu zamana kadar sayısız oyuncuyla bir araya geldin ve hep göz önünde kalmayı başardın. Mutlaka birlikte bir projeye imza atmak istediğin oyuncu veya kadro var mı?

Yok. Doğru hikayelerin aktarımında olmak ve tabii ki sevdiğim insanlarla anlatılması gereken hikayeleri anlatmak…

Öncesinde kabul etmeyip sonra o işi izlediğinde keşke oynasaydım dediğin oldu mu hiç? Olduysa hangisiydi?

Olmadı açıkçası. Tercihlerimden sebep bir pişmanlık hiçbir zaman yaşamadım.

Oyunculukta kendini tekrarlamamak için özellikle üzerinde çalıştığın bir alan var mı?

Yok, çünkü hayatımda kendimi tekrarlamadım. Kolay olmadı ama belki oyunculukta bu dediğiniz şeyin var olması bunun bir izdüşümüdür.

Sanatın farklı dallarıyla ilgili misindir?

Sanatın farklı dallarıyla ilgiliyim. Çünkü sanatın bütün dallarını içinde barındıran tek sanat dalının içinde büyüdüm, o da: Tiyatro

Yılın En Başarılı Tiyatro Erkek Oyuncusu ve  En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine layık görülen bir isimsin. Şu ödülü kesinlikle almam lazım dediğin hedeflerin oluyor mu hiç?

Şimdi olmuyor. Ama o ödülleri aldığım yaşta, o ödülleri almak bana çok iyi gelmişti. Bir oyuncu olarak kendini yaralamak ve özgüvenini tamamlamak diyalektiğinde faydasını görmüştüm. Ama şimdi iyiyim. Ve o zor yıllarda olan arkadaşlarıma bir şey diyebiliyorsa, söylediklerimle mutluyum.

Organize İşler, Ezel, Karadayı, Kaybedenler Kulübü, Çukur, Av Mevsimi, Dünyanın En Güzel Kokusu, Kuzey Güney şüphesiz ki yer aldığın en iyi dizi ve filmler. Bu yapımlardaki şahsi başarını neye borçlusun sence? Hikayenin gücü mü, kadronun profesyonelliği mi yoksa karakterlere olan uyumun mu?

Hepsinin uyum yakalaması.

Duygusal biri misindir?

Evet, duygusalımdır.

Yılın en yükselişteki trendi olan dijital projeler için ne düşünüyorsun? Seni de en son Gain’deki Cezailer ve Netflix’teki Zeytin Ağacı projelerinde izledik. Bundan sonra daha da sık dijital platformlarda görebilecek miyiz seni?

Ben, röportaj dahil her platformu bir hikaye anlatma arenası olarak görüyorum. Doğru hikayeyi doğru zamanda aktarabilmek benim mesleğim. Platformla değil ama çağlardan çağlara hikaye aktarımıyla ilgileniyorum. Şaman abilerimizden bugüne bunu anlayan ve burada birleşen bütün oyuncu abilerim ve kardeşlerimle bir aileyiz ve hiç konuşmadan bunun farkındayız.

Şimdilerde de yeni başlayan harika bir yapım ile karşımızdasın, Tuzak. Yine harika bir kadro var karşımızda. Sen de Güven Gümüşay rolüyle yine diziye damganı vurdun. Bu hikayeyle buluşman nasıl oldu?

Tuzak; hikayesiyle, oyuncu kadrosuyla, kamera arkasındaki ekibiyle benim çok içime sinen, içinde olmaktan mutlu olduğum bir işim.

Neler bekliyor izleyiciyi yakın zamanda? Biraz ipucu alabilir miyiz senden?

Aslında iyinin, kötünün karton hali değil, her çocuğun aile denen cezaevinde ne yaşadığını ve ebeveynliğin çocuklar üstündeki etkisini, bunun psikolojik sorunlarını derinlemesine göstermeye devam edecek.

11 Kasım’da sinemalarda ‘yarı yalan’ bir hikaye ile buluşuyoruz, Tamirhane. Çok heyecanlıyız izleyici olarak. Çünkü kadro yine harika isimlerden oluşuyor; Nejat İşler, Engin Hepileri, Merve Dizdar, Bülent Şakrak, Erkan Kolçak Köstendil, Erkan Can ve diğer şahane oyuncular. Biraz bahseder misin bu projeden?

Bütün sorularda cevap verdiklerimin ışığında Tamirhane bütün bunları iade edebildiğim, aktarabildiğim bir proje oldu. Çağlardan çağlara oyunculuk ailesi içinde daha bir çekirdek aile seçmek gerekirse o çekirdeği bulduğum bir proje oldu ve izlediğimde kendimi en rahat izleyebildiğim. Kendime tamam olmam zordur genelde, en tamam olduğum bir film oldu. Çok huzurla izlediğim ve çok huzurla izlenebileceğini düşündüğüm bir film.

Bir yandan da yeni bir oyunun hazırlığında olduğunu biliyoruz. Bize Kibritin Ucunda’dan bahsedebilir misin? Nasıl buluştun bu projeyle, kim yazdı metni? Ne zaman izleyebileceğiz seni sahnede?

Yazan Murat Mahmutyazıcıoğlu, Yöneten Kayhan Berkin. Yeni jenerasyonun tiyatroya omuz veren ve bir yerden alıp bir yere götürmeye çalışan kişileriyle olmak bu oyunda olmam için en önemli sebep. Oyun, günümüz orta sınıfından bir bireyin gelebileceği en uç noktadan en gündelik noktaya yaşadığı sorunları derinlemesine anlatabilmesi, bizi aslında bir araya getiren noktalardan bir tanesi.

Sosyal medyada da 1.2 M takipçin var. Nasıl bir kullanıcısın sence? Yani biz Rıza’ya dair rutin şeyleri rahatlıkla instagramdan takip edip, haberdar olabilir miyiz?

Sosyal medyada çok kötü bir kullanıcıyım ama samimi ve gerçek kullanmaya çalışıyorum. Bir nevi aile albümü gibi, pişman değilim.

Son olarak hayata dair bir motton var mı? Merak ediyoruz.

Hayata dair mottolarım hep değişti. Bu yaşımda vardığım sonuç: İşini iyi yapmak ve ne yaparsan yap ölçülü olmak.

 

%d blogcu bunu beğendi: